İsabela adasi

Trip Start Aug 09, 2013
1
78
94
Trip End May 09, 2014


Loading Map
Map your own trip!
Map Options
Show trip route
Hide lines
shadow

Flag of Ecuador  , Lake District,
Tuesday, October 22, 2013

Sabah yine 6.30 kalktik 7:00'de yollara dustuk. Bugun İsabela adasina gidip, Galapagos'a ozgu butun hayvanlari gormeye calisacagiz. İlk hedefimiz iskele. Oradan hiz teknesi ile diger adaya gececegiz. Haritadan yakin gozukse de adalarin arasi cok uzak. Hiz teknesi ile 3 saat denizde gittikten sonra ancak İsabela adasina ulasabilecegiz.

Teknenin en arkasina oturuyoruz. Bugun hava biraz serin, deniz hafif dalgali. Surat motoru genis dalgalarin uzerinden kayarak ilerliyor isabela adasina dogru. Etraftaki adalara bir asagidan bir yukaridan bakiyoruz. Grubumuz genelde ingilizce konusan insanlardan olusuyor olsa da kafa dengi pek kimse yok. İngilizce konusan milletlerden toplanmis, nerde tanistigi belli olmayan gencler toplulugu.

Neyse en sonunda adaya variyoruz. Hiz teknemiz sahildeki iskeleye bizi birakti. Giriste adet oldugu uzere vergimizi veriyoruz. Ucaktan indigimizde odedigimizle karsilastirilinca bu cok cuzi bir miktar. Yolun karsi tarafindaki bufede birseyler atistirip sahildeki sezlonglarda guneslenen deniz aslanlariyla foto cektirdikten sonra baska bir tekneye binmek uzere harekete geciyoruz. Bu kucuk teknenin kaptani dogal hayattaki hayvanlari bulmak konusunda uzmanmis, rehberimiz bizi tanistirirken oyle soyluyor. Hayat dogal olunca hayvanlar hep ayni yerde olmayabiliyor. İsimiz biraz sansa, biraz da bu kaptanin isbilirligine kaldi artik.

İlk gordugumuz hayvan kahverengi pelikan. Kahverengi rengiyle agaclarin uzerinde pinekleyen bu kuslari farketmek cok kolay. Hemen yakindaki kayaliktaki kuslar ise gunlerdir heyecanla gormeyi bekledigimiz mavi ayakli martilar, nami diger bobiler. Kayaliklarin uzerinde grup halinde beklesiyorlar. Gercekten cok tatlilar. Mavi ayaklari ve gagalariyla simsiyah kayalarin uzerine sanki biri onlari ozellikle cizmis. Sanki mavi modaymis da, onlar modayi takip ediyorlarmis, simdi cikartip morlari takicaklarmis gibi. Bu arada Galapagos'ta baska bir adada da kirmizi ayakli ve gagali bobiler var.

Bu arada denizin icinde kocaman caretta carettalar cirit atiyor ama ona sonra gelecegiz. Bobilerden biraz daha ilerideki baska bir kayalikta ufacik tefecik bisi hareketsiz duruyor oyle. Biraz daha yaklasinca anliyoruz ki kucucuk bir penguen, tek basina oyle kalakalmis. Kayikla iyice yanina dogru yaklasiyoruz. 10 kisi kayigin icinde bir Holywood yildizini gormuscesine foto cekmeye baslayinca, korkup bize arkasini donuyor ama bu tarafta pek sirin dogrusu. Daha fazla korkutmamak icin sessizce uzaklasiyoruz oradan. Kaptanimiz bizi farkli bir kayaliga yaklastiriyor ve burada da bir penguen var. Aslinda soguk sulari seven bu hayvanlari bu kadar yukarida gorebilmek buyuk bir sans. Zaten her zaman da gorulemiyormus dogrusu cunku bu iklimde yasayan tek penguen cinsi. Bugun bizim sansli gunumuz.

Kayik bizi adanin uzak bir kayaligina goturup birakiyor. Yurumeye basladik. Simsiyah kayalarin uzerinde yurudugumuzden, yavru iguanalarin uzerine basmamaya gayret gosteriyoruz. İguanalar yine heryerdeler. Buyuk olanlar erkek iguanalarmis ve her grupta 1 tane varmis, gerisi disi. Bir nevi harem diyebiliriz.

Uzerinde yurudugumuz bu siyah kayaliklar yeni olusmus lav kayalariymis. Eskidikce, az ilerdekine benzer olarak kahverengine, yani toprak rengine donusuyorlarmis. Bu arada mangroove agaclarinin tohumlari da ruzgarla ve denizle birlikte gelip bu taslarin icine yerlesip dogayi olusturmaya basliyolarmis. Agaclar buyudukce ustunde farkli bitkiler ve hayvanlar yasamaya basliyor ve yavas yavas taslar hayat buluyormus. Doga o kadar muthis ki, gecen seneki tsunamide dalganin goturdugu kumlar, bu agaclar sayesinde bu sene tekrar eski haline gelmis, kendini yenilemis.

Bir sure yurudukten sonra bir kanala geliyoruz. Kanalin icinde 30 tane kopek baligi var. Kanalin bir basindan obur basina yuzuyorlar, sanki volta atiyor gibiler. Sular yuksekken balik avlamaya geldikleri bu kanalda sular cekilince hapis kalmislar. Ama hallerinden de memnunlar, dinleniyorlarmis burada. Hic bu kadar yakindan, bu kadar cok kopekbaligi gormemistik. Diger kopekbaliklarindan farkli olarak bunlar zararsizmis, sadece balik yiyorlar. Rehberimizin anlattigina gore denizaslanlari arada kuyruklarini issirip, kizdiriyorlarmis kopekbaliklarini. Sonra da oyun oynularmis.

Kopekbaliklarini da gordukten sonra teknemize geri donuyoruz. Sirada caretta carettalarla yuzmek var. Galapagosta daha mevsim kis oldugundan sular biraz soguk. Bu sebepten bir ingiliz kiz haric butun gencler ve rehberimiz de dahil olmak uzere herkes, su icinde usumemek icin dalgic kiyafetlerini giymeye basladi. Bize boyle bir bilgi gelmediginden dalgic kiyafetimiz yok tabe. İcimizde mayomuz var ama bu soguk suya girsek mi girmesek mi diye dusuncelere daliyoruz. Rehberimiz de mutlaka girin, sakin kacirmayin diyor. Bu arada gunes de hafif yuzunu bulutlarin arasindan gostermeye baslayinca, amaaan bir daha ne zaman yapicaz boyle birsey diyip, girmeye karar veriyoruz.

İngiliz kiz herkesten once suya atlayiveriyor. Dalgic kiyafeti olanlar nazli nazli suya giriyorlar. Biz en sondayiz. Emre bir adim atiyor,sonra bativeriyor suyun icine. Tugba, normal sicakliktaki su bile zorken, buna nasi giricem dusuncelerini ativeriyor kafasindan. Nefesini tutup Emre'nin pesinden daliveriyor suya.

Suyun icinde onlarca kocaman caretta caretta var. Bazilari suyun dibinde dinleniyor, bazilari nefer almak icin suyun icinde agir agir suzulerek yukari cikiyor. Hepsi elimizle ulasabilecegimiz kadar yakinimizdalar ve biz belgesellerde seyrettigimiz bu olaylara kendi gozlerimizle sahit oluyoruz. İnanilmaz birsey.

Su kaplumbagalarinin yaninda suya girdigimiz lagunun icinde devasa deniz yildizlari, daha once gormedigimiz renklerde ve tiplerde baliklar ve ilginc su hayvanlari da var. Suya alistiktan sonra soguk da gelmiyor artik. Saatlerce suda kalabiliriz aslinda ama cikma vakti geliyor iste. Teknemize geri donuyoruz, aklimiz lagunde kaliyor.

Uzerimizi degistirdikten sonra adadaki koy merkezine gidiyoruz. Burasi bizim kaldigimiz Santa Cruz adasi kadar gelismis degil. Fazla restoran yok, daha basit kafeterya tarzi yerler var. Biz de bunlardan birinde ogle yemegimizi yiyecegiz. İlk olarak istakoz corbasi geliyor. İstakoz bacaklarindan yapmislar corbayi. Cok lezzetli. Sonra da yesil bir sosa bulanmis yerel bir balik geliyor. Balik kendi basina guzel olsa da sos pek bize gore degil dogrusu.

Yemekten sonra adada otobusle gezmeye devam ediyoruz. İlk duragimiz flamingolar. Toplamda 5 adet flamingo goruyoruz. Grupta Bolivyadaki yuzlerce flamingoyu gormus olan gencler bu durumla biraz dalga geciyorlar. Rehberimiz de "Naapalim elimizdeki bu" diyor. Adam hakli ;)

Sonra bu adadaki Darwin merkezine gidiyoruz. Burada da cesitli tiplerde ve yaslarda kara kaplumbagalari yetistiriliyor. Her yasta ve boyuttaki kaplumbagayi gormek mumkun. Kaplumbaganin gelisimini anlatmak icin ellerinde ceninler de var. Kabugunun olusumunu cesitli aylara ait bu ceninlerden takip etmek mumkun.

Kaplumbagalarla birlikte İsabela adasindaki turumuz da sona eriyor. Teknemize binerek adadan uzaklasiyoruz. Donuste hava sabahtakinden cok daha guzel. Butun gunun yorgunlugu ve mutlulugu bizi sarmis yari uyuklar sekilde 6 gibi adamiza ulasiyoruz.

Dusumuzu alip biraz dinlendikten sonra adanin meshur hamburgercisine gidiyoruz. Bugun fastfood gunu. Burger sahane ama icinde hamburger koftesi yok. Yoo yoo yoo, Galapagos'a gelip siradan bir burger yemeyecegiz. Nefis bir karides burger yedik ;))

Sonrasinda da klasik yuruyusumuzu yapip adaya gelen gece ziyaretcilerini karsiladik.
Artik odamiza cekilme vakti geldi. Bu kadar dogayla icice olmak insani biraz yoruyor dogrusu. Bugun Galapagos'a ozgu hayvanlarin hepsini gorduk. Artik huzurla uyuyabiliriz.
Slideshow Report as Spam

Use this image in your site

Copy and paste this html: