SANKT-PETERSBURG

Trip Start Apr 17, 2004
1
5
8
Trip End Apr 22, 2004


Loading Map
Map your own trip!
Map Options
Show trip route
Hide lines
shadow
Where I stayed
Orient Express Grand Hotel Europe St Petersburg

Flag of Russia  , North-West Russia,
Tuesday, April 20, 2004

GÜN 4 Günlerden Salı
Trenimiz, sabah 08:30 da Moskovskaya Garına vardı.

 Bu Ruslar çok kibar.
 Moskova'da St Petersburg 'a gitmek için Leningrad garından trene biniyorsun.(Leningrad St Petersburg'un eski adıdır).
 Ve St Petersburg'tan Moskova ya gitmek istersen Moskovskaya garına gidiyorsun.
 Basit ve net ...
Sankt Petersburg ya da başka bir deyişle,St. Petersburg
Moskova'nın 715 km kuzeybatısında bulunan, Rusya'nın 2., Avrupa'nın 5. büyük şehridir. 
 Kültürel merkez oluşunun yanı sıra, zarif binalarıyla da bilinir. 
 Baltık Denizi kıyısında Neva Nehri üzerindeki 42 ada üzerine yayılmıştır. 
 Çar Büyük Petro tarafından 16 Mayıs 1703'te Rus Çarlığı'nın Avrupa'ya açılan kapısı olması amacıyla kurulan şehir, 200 yıl Rus Çarlığı'nın başkentliğini yapmış ve (19141924) yılları arasında yani Rus İç Savaşı sırasında Petrograd, (19241991) yılları arasında yani Sovyetler Birliği döneminde Leningrad olarak anılmıştır. 
 1991 yılında, Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından başa gelen yeni yönetim şehrin ismini yeniden Sankt Petersburg olarak değiştirmiştir. 
 Şehir, Almanlar tarafından 30 Ağustos 1941 tarihinde kuşatılmış ve 900 gün kuşatma altında kalmıştır.
Bir doğu şehri sayılan Moskova'nın aksine Sankt Petersburg, 5 milyonluk nüfüsuyla daha avrupaidir ve kuruluş amacı olan "Avrupa'ya açılan kapı" olma amacını gerçekleştirmiştir. 

 Ayrıca bir rivayete göre kurulduğu zaman Venedik ve Roma'nın bir sentezi olarak düşünülmüştür. 
 Geniş bulvarları, dingin suları, köprüleri ve çarlık mimarisinin bazı örnekleri, şehrin Kuzey'in Venedik'i olarak anılmasına sebep olmuştur. 
 Şehirdeki ünlü Hermitage Müzesi çarların geniş özel sanat koleksiyonlarına ev sahipliği yapar ve dünyanın en büyük müzelerinden biridir. 
 Ayrıca Dostoyevski, Puşkin, Anna Akhmatova ve Rimsky-Korsakov'un evleri de müze olarak kullanılmaktadır.
 Ayrıca Fyodor Mihayloviç Dostoyevski'nin romanları Suç ve Ceza ve Ezilenler de bu şehirde geçer.
Şehri kuran, herkes için, Büyük Petro ( bizim için Deli Petro, bunun nedenini rehberimize tam olarak açıklayamadım...

 biz de Deli demek yiğit demek,gözükara demek filan diye geveledim ama pek inadırıcı olamadım galiba 
  27 Mayıs 1703'de (16 Mayıs eski takvime göre) İngrai toprağının İsveç'den tekrar geri alınmasından sonra kurdu. 
 Onu havari Petrus'a göre isimlendirdi. 
 Ben bu din meselesinin hastasıyım ...sen bugünkü İsrail'in Galile  gölü kıyısında Capernaum 'da doğan bir balıkçı olacaksın .Hz İsa'nın ölümünden sonra bizim Antakya'da ilk kiliseyi kuracaksın ...oradan ver elini Capadoccia ...küçük asya  ve bilumum Anadolu mekanlarında turladıktan sonra Roma'ya varacaksın ve senin adına yıllar sonra baltık denizi kıyısında şehir kuracaklar.... 
 insan düşününce masal gibi geliyor... 
 Savaş zamanında inşaat başladığında, yeni şehrin ilk yapısı bir kale idi. 
 Bugün Peter ve Paul Kalesi olarak bilinir, orijinal olarak SanktPiterburh dan doğar. Çar Petro, bütün taş ustalarının yeni şehrin inşasına yardım etmelerini sağlamak için Sankt Petersburg dışında tüm Rusya'da taş bina yapımını yasaklamıştır. 
 Neva Nehri deltasında kurulan şehir aslında büyük bir bataklık alanın dönüştürülmesi, ıslah edilmesi projesi ile bir bütündür.Anladığınız üzere "Devlet zoru" ile metazori kurulmuş bir şehirdir. 
Kent merkezindeki pek çok bina
Amsterdam'da olduğu gibi çamur alanlara saplanmış direkler ve tahtalar ile kuvvetlendirilmiş temellere inşa edilmiştir.  
 Kent genel olarak ve bugünkü kimliğini İtalyan mimar Domenico Trezzini tarafından 1716 yılında Vasilievsky Adası merkez alınarak tasarlanan hali ile kazanmıştır. 
 Kent, Barok mimari tarzının görkemli örneklerini taşımaktadır. 
 Yine İtalyan asıllı bir başka mimar Francesco Bartolomeo Rastrelli tarafından yapılan pek çok bina şehre kimliğini veren öğeler arasındadır. 
 Ancak Dostoyevski, Sankt Petersburg'u soyut ve tasavvur ürünü bir şehir olarak nitelemiştir.
 Bence haklı...
Sonraları Rusya'nın yeni başkenti olmaya niyetlenen Sankt Petersburg,
Baltık Denizi'nin bir kolu olması nedeniyle Pushkin tarafından "Avrupa'daki Pencere" olarak adlandırıldı. 
 Ayrıca Çar Petro'nun deniz filosuna üs konumunda idi. 
 Şehirden sonra inşa edilen, Kronstadt'ın ada kalesi tarafından korunuyordu.  
 II. Alexander döneminde ilk ve en önemli liberal reform Emanciptaion Reform of 1861 in Russia yapıldı. 
 Çok sayıdaki fakir, insanın şehir içine akın etmesine yol açıldı. 
 Böylelikle varoşlarda çok kiracılı ucuz apartmanlar doruğa ulaşıyordu. 
 Filizlenen endüstri ayağa kalkıyordu. 
 Yüzyılın sonunda Sankt Petersburg Avrupa'nın en büyük endüstri merkezlerinin birisinin içinde büyüyüp gelişiyordu. 
 Endüstrinin büyümesi ile radikal hareketler de haliyle çoğalıyordu.
1905 devrimi burada başladı ve hızla bölgelere yayıldı. 

 Birinci Dünya savaşı süresinde Sankt Petersburg ismi haddinden fazla Almanca kokuyordu. 
 Ve Çar II. Nikolay ilk hareketinde şehrin ismini Petrograd olarak yeniden isimlendirdi (31 Ağustos 1914). Şehir 1917 Rus devriminin başlangıcını gördü. 
 İlk adım (Şubat devrimi), Çarlık hükümetini uzaklaştırmak ve politik iki gücün merkezini oluşturmaktı.
Geçici Hükümet Ekim devriminde yıkıldı. 

 Şehrin devrim karşıtlığına yakın ordusu ve genellikle uygun olmayan politik iklim, politik lider Vladimir Lenin'i Rusya'nın tarihsel başşehri Moskova'ya kaçmaya zorluyordu (5 Mart 1918). 
 Göçün geçici olabileceği tasarlanıyordu.
 Fakat Moskova o zamandan beri başkent olarak kaldı.
24 Ocak 1924,
Lenin'in ölümünden üç gün sonra Petrograd, Lenin'in anısına Leningrad olarak adlandırıldı.
 Daha derin sebeplerin varlığı politik sembol düzeyindeydi. 
 Sankt Petersburg, Rusya İmparatorluğunun zirvesi olarak ayakta duruyordu. Moskava'nın en geniş şehir olmasından sonra değişiklik Lenin'e büyük prestij verdi. Leningrad olarak isimlendirilmesi devrimi etkili şekilde sembolize ediyordu. Bu da politik ve ekonomik sistemi hatıra getiriyordu.
II. Dünya Savaşı süresinde, o tarihteki adı ile Leningrad Alman Wehrmacht (Nazi Almanyası'nın silahlı kuvvetleri 1935-1945) tarafından 8 Eylül 1941 den 27 Ocak 1944 yılı süresinde toplam 29 ay sarıldı ve kuşatıldı.  
 "Führer Petersburg'u yer yüzünden silmeye kararlı. 
 Sovyet Rusya'nın nötr edilmesinden sonra böyle geniş bir şehrin varlığına ne gibi gerek vardır" diyordu. 
 Bu üç milyon Leningrad'lının katledilmesi anlamına geliyordu ( Yanlış duymadınız ). Aralık 1941, Leningrad'da çoğu basitçe sokaklarda 53.000 de fazla insan öldü.
 Sadece 11 yaşındaki Leningradlı kız Tanya Saviçeva durumu günlüğüne yazdı. 
 Bu günlük blokaj trajedisinin bir sembolü haline geldi. 
 Nürnberg Mahkemeleri'inde delil olarak kullanıldı.
 Yaklaşık 800.000 kişi bombardıman, açlık ve soğuktan dolayı öldü. 
 Şehrin insanlarının kahramanca direnmesinden dolayı, Leningrad (Hero city ) kahraman şehir başlığıyla mükafatlandırılan ilk Sovyet şehri oldu (1945).
 Kahramanmaraş buradan öğrendi bu işi ...
Böylesine ilginç bir yapılanması var şehrin.
Otobüsümüz bizi kahvaltı etmek üzere gardan alıp , Astoria Hoteline getirdi.

 Burası büyük ve süslü salonları ile son derece etkileyici bir hotel.
 St Isac Meydanı ve ortasında yer alan St Isac katedralinin tam karşısı ...
 tarihi eser olarak, mavi köprü'de burada yer alıyor.
 Burada kahvaltı etmemizin nedeni, çıkışta St Isac katedralini ziyaret etmekti.
 Bu Katedralin kubbesini şehrin her yerinden görmek mümkün.
 300 merdiveni tırmanmayı göze alırsanız gözlem katında St Petersburg size bir tabak içinde sunulacaktır.
 Bu katedrali Fransız August Montferrant 40 yılda yapmış ( 1818-1858) Sutunlar tek parçalı ve 80 ton ağırlığındadır.
 Kilise bugün müze olarak hizmet vermektedir.
Buradan otobüsle Neva nehrinin sağından Troitsky köprüsünü geçtik.

 Bu köprü eski devrim meydanı ile Mars sahası yanındaki Suvorov meydanını bağlamaktadır.
 Köprünün uzunluğu 582 m ve genişliğ 23.6 metredir. 
 Tam karşıda dev bir cami bizi karşılamaktadır.
 Buhara emiri Abdul Aga Han'ın 25 ci yönetim yılı onuruna o tarihte St Petersburg 'ta yaşayan 8000 müslümana hizmet etmek amacıyla inşa edilmiştir.
45 yarışmacının katıldığı projede Timurlenk 'in mezarı ve camisi buraya ilham kaynağı olmuştur.
Timur'un mezarını Semerkant ta ziyaret  etmek şansını bulan bir kişi olarak size alakasız bir bilgi vermek istiyorum.

 Timur,bilinen en büyük Özbek düşmanı olmasına rağmen, Özbekistan halkı kendisini nedense milli bir kahraman olarak bağrına basmıştır .
 Konumuz o değil.
Mars sahası ( Suvorov meydanı )na vardığınızda iki adet gemi direği gibi heykel sizi karşılayacak.Burada  çok hoş resimler çekebilirsiniz.

 Neva nın karşı kıyısında arkada fon olarak Hermitaj müzesi ya da St Peter ve Paul  kilisesi ( Nedense bana hep Peter Paul and Mary 'i anımsatıyor ),Admiralty ve St Isac katedrali  olabilir.
Bu Direkler 1800 lü yıllarda gemilere deniz feneri olarak hizmet veriyorlardı.

 Meydanın arkasında St Petersburg borsası binası yer almaktadır.
 Fransız mimar Thomas de Tomon tarafından çizilen bina eski Roma ve Yunan kültürü izlerini taşımaktadır.
Adanın bir ucunda St Petersburg devlet üniversitesi,Sanat akademisi,Deniz müzesi gibi binalar yer almaktadır.

 70 li yıllarda burayı ziyaret ettiğimizde tüm "yabancı" ların zorunlu ikamet ettiği Baltiskaya Oteli de buradan baltık denizini seyretmektedir. 
Buradan Fin körfezini takiben ve Lenin'in devrimi tezgahladığı  evlerin arasından kıvrılarak Peterhof sarayına varıyorsunuz.

 Avrupalı olacağım diye bir taraflarını yırtan Büyük Petro'nun yaptırdığı tam anlamıyla görgüsüzlük kokan bir saray bu.
 Bir şaşaa patlaması var ve şaşaanın yanında her taraftan sular ve fıskıyeler fışkırıyor.
 1710 tarihli saray Rusya'nın Versailles 'ı olarak adlandırılıyor.
 Mimarı italyan Bartolomeo Rastrelli daha sonra Kışlık sarayı inşa edecektir.
 Rastrelli Rusları iyi okumuş bu nedenle bu sarayın mimarisinde üfürdükçe üfürmüştür.
Çeşmelerin Mayıstan ekime kadar çalıştığını hatırlatırım.

 Her şeye rağmen görmenizde fayda vardır.
 Çeşmeler iyi de iklim namussuz ...
Otobüs bizi aldı ve geriye dönüp Admiralty'de Nevsky Caddesine götürdü.

 Bu kentin en ünlü caddesi sayılan bu cadde ,Admiralty'den Moskovskaya garına kadar devam etmektedir.
 Oradan kıvrılarak Alexander Nevsky Manastırına devam etmektedir.
 Otelimizin de yer aldığı bu cadde de Kazan Katedraline,öte yandan Kanal Griboedova ve Yeniden diriliş Kilisesine uzanmak mümkün. 
St.Petersburg, Batı Avrupa kentleri örnek alınarak inşa edilmiştir. 
 Bu yüzden Rusların geleneksel soğan biçimli kubbelerine nadir rastlanır.
  Fakat ,Yeniden Diriliş Katedrali buna uymayan örneklerden biridir. 
 Katedral, Moskova Kızıl Meydan'daki Basil Katedrali örnek alınarak yapılmıştır. Senato Meydanı, en büyük ve gösterişli meydanlarından biridir. 
 Bronz Süvari anıtının olduğu bu meydan özellikle 1830'lu yılların, İtalyan mimar Rossi'nin tarzını yansıtmaktadır. 
 Âdet olarak St.Petersburglu yeni evli çiftler, Donanma Parkı'nın içinde bulunan Petro heykelini ziyaret edip güvercin uçururlar ve şampanya patlatırlar.
Alexander Dumas 'nın dediği gibi bu cadde "dinsel hoşgörü" caddesidir.
Kazan Katedrali 1801-1811 yıllarında inşa edilmiş olup model olarak Vatican 'da St Peter kilisesinden esinlendiğini söyleyebiliriz.

 1812 de Napoleon ve Fransız ordusunu sepetleyen Ruslar için bir zafer tapınağı olmuştur. 
Aynı cadde üzerinde Rusların dünyanın en eski çarşısı olduğunu iddia ettikleri Gostiny Dvor'u ziyaret etmek  mümkün.

 1757-1785 yılları arasında inşa edilmiş bu çarşıyla övünen Ruslara 45000 m2 kapalı alanı olan ve 1461 yılında açılan bizim Kapalı çarşı'dan söz etmiyoruz .Morallerini bozmak istemeyiz.
Fakat Anichkov Köprüsü üzerinde yengemiz olduğu iddia edilen Büyük Katerina'nın yaptırdığı 4 at heykelini mutlaka görünüz.
Buradan , benim zamanımda "Grand Hotel Europensky" şimdiyse "Grand Hotel Europe" olan otelimize geldik.

 Bu otel avrupanın  her yıl dereceye giren  ve rusların pek övündüğü  şık  müze-otellerden birisi ve belki de en ünlüsüdür.
 Otelin 130 yıllık tarihi anlatmakla bitmez.
 "En" diye başlayan ne kadar pozitif sıfat varsa hepsini ,bu otelde bulabilirsiniz.
Burası saymakla bitmeyen ünlünün St Petersburg'taki evi olmuştur.

 Dostoyevski'den Pavarotti'ye...Faberge 'den Igor Stravisky'ye...Çar II Alexander'den Romanov'lara oradan Lenin ve önemli Komünist partisi üyelerine hizmet vermiş bir yer.
Otele yerleştikten sonra Ayşe 'yi aldım ve Kanal Gribedova kıyısından bir tekne turu ile kanalları gezmeğe karar verdik.

 Bu kanal turunu yapmadan şehri hissetmek kolay değil zira bu tur sayesinde Fontanka, Moika,Krukov kanal,Kış sarayı,Kuğe sarayı nı Neva nehri kıyısında görmek mümkün.
Aynı şekilde, Fin körfezi girişinde şehrin ilk yapılarından biri olan Peter ve Paul Kilisesini,kış sarayını topa tutarak devrimi başlatan Aurora Kruvazörünü görmek mümkün.
Peter ve Paul katedrali, tüm Rus çarlarının mezarlarının bulunduğu önemli bir tarihi eser.

 Sıra dışı bir kule ile ve tepesindeki altın Melek figürü ile Şehrin en yüksek yapısını oluşturmaktadır.
Şehrin yayıldığı tüm alanlar boyunca deniz seviyesinden en yüksek nokta 14-15 m civarındadır. 
 Haziran Temmuz arasında en uzun gündüzler yaşanır ve yaklaşık 2 hafta güneş neredeyse hiç batmaz. 
 Bu duruma beyaz geceler adı verilmiştir.
Nehir Turu aynı yerde bitti ve artık yorulmuş olarak otelimize döndük ...biraz lobby de dinlendikten sonra Akşam yemeği için hazırlandık .
Yemeğimizi, Otel yakınında çok tipik bir rus lokantası olan Zolotoy Ostap ( bizim için Zolotoy Ostar) lokantasında yedik.

 Rusyanın 8 ayrı yöresinin yemeğini canlı müzik eşliğinde ve çıtır çıtır yanan bir şömine karşısında tadabilirsiniz.
Yemekten sonra içilen votka'dan olacak biraz çakır keyif olarak yürüyerek otelimize döndük ve hemen yattık.

Günün karelerini aşağıda adresini bulacağınız video da toparladım ...Youtube adresi şöyle :
 http://www.youtube.com/watch?v=V_7Qd0fiqAI

My Review Of The Place I Stayed



Loading Reviews
Slideshow Report as Spam

Use this image in your site

Copy and paste this html: