KIM BU BUYUK ISKENDER ???

Trip Start Apr 27, 2012
1
7
11
Trip End Jul 08, 2012


Loading Map
Map your own trip!
Map Options
Show trip route
Hide lines
shadow

Flag of Macedonia  ,
Monday, April 30, 2012

GÜN 04 GÜNLERDEN PAZARTESİ:
Kaldığımız yer Struga ,Ohrid' e çok yakın 
yaklaşık 15 dakikada Otelimize dönüp yattık 

Adı yatmak ....aksi taktirde gözümde uyku yok
Acıların gecesini yaşıyorum 
Her tarafım yanıyor 
sabaha karşı kalkıp ilaç içtim ..
Hayırdır İnşallah ...
Şu İskender Meselesine aklım takıldı.
Macedonialılar nedense bu İskender' e takmışlar her tarafta İskender'in devasa 
heykelleri yer alıyor .
530 Yıllık Osmanlı dönemi sanki kasıtlı olarak unutulmak isteniyor ve kurtarıcı olarak 
Büyük İskender' e sarılıyorlar 
Bu İskender kimdir ? neyin nesidir ? 
Yunanlılar bizden diyor ...

Makedonlar asla vermeyiz diyorlar ...
III. Aleksandros (Yunanca: Μέγας Ἀλέξανδρος Megas Aleksandros) (20 Temmuz M.Ö. 356, Pella, Makedonya - 10 Haziran M.Ö. 323Babil) M.Ö. 336 - M.Ö. 323 yılları arasında Makedonya kralı ve tarihteki en büyük imparatoru.
 Makedonya kralı II. Filip'in oğlu. 
 Ayrıca Türk tarihlerinde :Büyük İskender, İskender Rumiİskender Yunani ve Makedonyalı İskender olarak da bilinir.
 Bir karar yok yani ...
Pella şimdiki Bulgar hududuna yakın bir yer.

 Zatı muhterem de Yunanlıların yırtınmasına rağmen Yunanlı değil .
 Yunan devletleri içinde sayılan Makedonya aslında bağımsız bir devlet ..
 Zaten yazılarını ve tarihlerini Yunan alfabesi ile değil Latin Alfabesi ile yazıyorlar.
İskender küçük yaşından beri döğüşçü bir kardeşimiz.  

 M.Ö. 335 ilkbaharında Trakya'ya girdi. 
 Şipka Geçidini aşarak Triballileri (Triballoi) ezdikten sonraTuna'nın öbür yakasına geçerek Getaları dağıttı. 
 Ardından batıya dönerek Makedonya'yı istila etmiş olan İliryalıları yendi. 
 Bu sırada öldüğüne ilişkin söylentiler üzerine Atina'da ayaklanma patlak verdi.
 Bunun üzerine, Askerlerini günde 30 km gibi o çağa göre çok yüksek bir hızla ilerleterek Yunanistan'a giren İskender, tapınaklar ve şair Pindaros'un evi dışında bütün Tebai'yi yerle bir etti. 
Yaklaşık 6 bin kişinin öldürüldüğü, sağ kalanların köle olarak satıldığı bu sindirme hareketi sonunda Sparta dışındaki bütün Yunan Devletleri Makedonya üstünlüğüne boyun eğdi.
 Velhasıl yunanlılara "oturun oturduğunuz yerde" postasını atmış bir zatı muhterem bu İskender....
Yunanlılara haddini bildirdikten sonra tutulamaz hale gelince.

 Önce Pers kıralı ile tutuşuyor.
Pers ordularıyla ilk kez Granikos Çarpışması'nda karşı karşıya geliyor
 Bu çarpışmada elde ettiği zafer, ona Batı Anadolu'nun kapılarını açtı.
 Karya'daki Miletos (Milet) ve Halikarnassos (Bodrum) kentlerinin direnişini kırarak yöneticilerini teslim olmaya zorladı. 
 M.Ö. 334 - M.Ö. 333 kışında Batı Anadolu'nun fethini tamamladıktan sonra, M.Ö. 333 ilkbaharında Akdeniz kıyı yolunu izleyerek Perge'ye ulaştı. 
 Söylenceye göre Frigya'dan geçerken, Asya'ya hükmedecek kişinin çözebileceğine inanılan Gordion düğümünü kesti. 
 Gordion'dan Ankry'ya (Ankara) yöneldi, oradan da Kapadokya ve Kilikya Kapıları (Kilikiai pilai; bugün Gülek Boğazı) üzerinden güneye indi. 
 Misis Köprüsünden geçerek Miryandros (bugün İskenderun yakınında) dolayında kamp kurduğunda, Pers hükümdarı III. Darius da Pinaros Çayı (bugün Deliçay) kıyısında savaş düzeni almış bulunuyordu. 
 Bu karşılaşmayı izleyen İssos Çarpışması (M.Ö. 333 sonbaharı) sonunda III. Darius kesin bir yenilgiye uğradı ve ailesini savaş alanında bırakarak kaçtı.
Hey gidi hey !!! neler oluyor bizim topraklarda ...
İskender bu zaferden sonra Suriye ve Fenike'ye doğru ilerledi. 

 Amacı Fenike kıyılarını fethederek Pers donanmasını üssüz bırakmak ve etkisizleştirmekti. 
 III. Darius'un barış önerisine karşı, 
 kendisini Asya'nın efendisi olarak tanımasını ve koşulsuz teslim olmasını istedi. 
 Başlangıçta Pers kentlerini kolayca ele geçirmesine karşın, Tiros (bugün Sur) önünde sert bir direnişle karşılaştı. 
 Uyguladığı bütün kuşatma taktiklerine karşın, bu müstahkem ada kenti, yedi ay boyunca başarıyla saldırılara karşı koydu. 
 Kuşatma sürerken III. Darius, ailesi için, fidye olarak, 10 bin talent ödemeyi ve Fırat Irmağının batısında kalan topraklarını bırakmayı önerdi
 Bu olayla ilgili olarak,İskenderun komutanı Parmenion'un "İskender'in yerinde olsam kabul ederdim" dediği, 
buna karşılık İskender'in de  Parmenion'u madara ederek "Parmenion olsaydım, ben de kabul ederdim" biçiminde bir karşılık verdiği anlatılır.
Tiros şiddetli saldırılara daha fazla direnemeyerek M.Ö. Temmuz 332'de düştü. İskender'in en büyük askeri başarısı sayılan bu harekâta, geniş çaplı bir yağma da eşlik etti. 

 Kentin bütün erkekleri öldürüldü, kadın ve çocukları da köle olarak satıldı. 
 Suriye'yi Parmanion'a bırakarak güneye ilerleyen İskender, Gaza'da (Gazze) iki ay süren direnişe son verdikten sonra M.Ö. Kasım 332'de Mısır'a girdi ve halk tarafından kurtarıcı olarak karşılandı. 
Memphis'te (Memfis) kutsal Apis'e kurbanlar keserek firavunların geleneksel çifte tacını giydi. 
 Kışı, Mısır'da yönetimi düzenlemekle geçirdi
  Mısırlı yöneticiler atamakla birlikte, orduyu Makedonyalıların komutasında tuttu. Günümüzde İskenderiye olarak anılan Aleksandreya kentini kurdurdu. 
 Bazı kaynaklara göre Nil'in taşmasının nedenlerini araştırmak üzere, bir keşif grubunu görevlendirdi. 
 Siva'da ünlü bir kahinin, İskender'in Zeus'un oğlu olduğunu ilan etmesi ve Amon Tapınağında Tanrı Amon ile görüştüğü yolundaki söylentiler, onun halkın gözündeki tanrısallığını bir kat daha arttırmıştı.
Şıhı müridleri uçurur durumu... 
 Mısır'ın fethiyle Doğu Akdeniz'de kesin denetimi sağlayan İskender, M.Ö. 331 ilkbaharında Tiros'a döndü. 
Suriye'ye Makedonyalı bir satrap atadıktan sonra ( Dikkat Olun...Makedonyalı Satrap...Yunanlı değil ) 

  Mezopotamya'ya ilerledi ve temmuzda Fırat kıyısındaki Tapsakos'a vardı. 
Ninive'yle Arbela (Erbil) arasındaki Gaugamela Ovasında, yenildikçe güreşe doymayan  III. Darius'le yeniden karşı karşıya geldi ve onu bir kez daha yenerek kaçmaya zorladı ( Gaugamela Savaşı). 
 Güneye inerek Babil'i aldı ve Mazayos adında bir Persi satrap olarak atadı. 
 Ardından Susa'ya girdi ve Zagros Dağlarını aşarak İran içlerine yöneldi.Persepolis'te I. Kserkses'in sarayını törenle yaktı.
  Kserkses'in Yunanistan'da yaptıklarına karşı bir misilleme olan bu hareketle aynı zamanda "öç seferi"nin sona erdiğini gösterdi. 
M.Ö. 330 ilkbaharında Media'ya girerek, başkent Ekbatana (Modern Hamedan)'yı aldıktan sonra, Bozuk atan Yunan askerlerinin geri dönmesine izin verdi. 

 Pers topraklarını içine alan yeni bir imparatorluk kurmayı ve "Asya'nın efendisi" olmayı amaçlayan İskender, daha doğudaki toprakları ele geçirmeye yönelik yeni bir sefer başlattı. 
 Kısa sürede yerel satraplara boyun eğdirerek, Hazar kıyılarına, oradan da Afganistan içlerine ulaştı. 
 Bu fetihler sırasında Makedonyalı ve Pers bileşimine dayalı yeni bir yönetim sistemi oluşturduğundan,( Yine dikkat olunuz ...Makedonya ve Pers karışımı ...Yunan dan haber yok ) eski komutanlarıyla baş-gösteren anlaşmazlıklar giderek derinleşti. Kendisine suikast girişimiyle suçladığı Parmenion'la oğlunu ortadan kaldırarak ordusunu yeni baştan düzenledi. 
 M.Ö. 330-329 kışında Helmand Irmağını izleyerek kuzeye doğru ilerledi. 
 Bu sırada Baktria satrabı Bessus'un genel bir ayaklanma başlatması üzerine, Hindukuş Dağlarını aşarak karışıklıklara son verdi.
  Bu harekâtı yürütürken Siriderya'ya kadar ilerledi ve burada İskitlerin sert direnişiyle karşılaştı. 
 Başka göçebe halkların da ayaklanmasıyla büyük güçlükler çıkaran bu direnişi ancak M.Ö. 328 sonbaharında bastırabildi.
Bu kadar genç yaşta bu konuma erişince, davranışlarıyla giderek bir Doğu despotuna dönüşen İskender, Pers hükümdarları gibi giyinmeye ve proskinesis (hükümdar karşısında yere kapanarak selamlama) uygulaması gibi Pers geleneklerini benimsemeye başladı. 

 Bu arada Baktriane prenseslerinden Roksana'yla evlendi. 
 Kendini ufak ufak tanrılaştırmaya giriştiyse de, Makedonyalılar ve Yunanlarca alaya alınınca bundan vazgeçmek zorunda kaldı. 
 Bir komploya karıştığı gerekçesiyle tarihçi Kallisthenes'i hapse attırması bilgin ve filozoflar arasındaki "bir kısım medya"  desteğini yitirmesine neden oldu.
Basra Körfezi kıyılarında yeni kentler kurmayı planladığı bir sırada, uzun bir içkili eğlencenin ardından hastalandı ve on gün sonra henüz 33 yaşındayken M.Ö. 323 yılında öldü. 

 Cenazesi önce Memfis'e, oradan İskenderiye'ye götürüldü ve burada altın bir tabuta kondu. 
 Ölmeden önce kendisine bu kadar büyük bir imparatorluğu kime bıraktığı sorulduğunda ise son söz olarak 
 "En güçlünüze"
  cevabını verdiği söylenir. 
Şimdi bu fotoğrafa baktığımızda ...

 Sen ,Pella diye bir yerde doğup Dünya hakimi olarak Babil de öleceksin .
 Dünyanın nerdeyse tamamını harmanlayıp yöneteceksin ve öldüğünde sadece 33 yaşında olacaksın ...
 Biz de adam mıyız be ? 
Tabi adamın rating 'i bu denli yüksek olunca herkes "bizdendir" diye saldırıyor ve sahip çıkıyor.
Makedonlar da sadece coğrafya olarak topraklarında doğmuş bu evladı bağırlarına basıyorlar.
Gönül arzu ederdi ki 530 yıllık bir Osmanlı birlikteliğinden sonra,   geriye , bir kaç cami ve hamamdan başka bir şeyler kalsaymış...

 Makedon halkı ,Osmanlı ya da Atatürk yerine MÖ 300 yıllarındaki İskender ' e sığınmayı yeğlemiş ..
 Bu da bize ders olsun ...
Zaptetmek ayrı, yönetmek ayrı  


GÜNÜN ÖZETİ

GÜN KM:  40        KUMULATIF KM: 1099

ORT HIZ:

MAX HIZ:

TOPLAM SAAT:

SÜRÜŞ SAAT : 

YAKIT : 
    
  

Slideshow Report as Spam

Use this image in your site

Copy and paste this html: