Budapeste 3. Gun
Trip Start
Jun 03, 2009
1
31
38
Trip End
Jul 2009
Budapeste'de ucuncu ve son gunumde tren kalkana kadar uzun yuruyusler ve tirmanislarla sehrin kesfedilmemis son kisimlarini dolastim,
Sehrin en guzel manzarasina sahip Ozgurluk Aniti’na tirmanmak zorlu fakar degiyor. Hemen yakininda super parklar ve Gellerthegy hamam kompleksi var. Bu taraf sehrin Buda kismi. Kuzeye dogru tum muzeleri, anitlari, alanlari ziyaret ederek (ve kaybolarak) gittim. Tam Buda Satosu ile Budapeste Tarih Muzesi arasinda Kemal Ataturk Park’ini kesfettim. Zaten Budapest’teliler Turk oldugumu duyunca "kardes" diyorlar. Helal olsun bosuna degilmis.
Muzeler kismina asansorle cikip, galerilerin birinin lobisinde yorgunluktan biraz uyukladim. Sonra Chain koprusunden karsiya gecip, islek caddelerde halka karistim.
Arada First Saturday denen eskiden beri duydugum, Turkiye’den bir kac oyuncunun da katildigi, her ayin ilk Cumartesi’leri duzenlenen uluslararasi satranc turnuvasi organizasyonun yerini buldum. Ayni bizdeki gibi bir apartimanin bilmem kacinci katinda, iceride kimsenin olmadigi bir daire (burasi ayni zamanda satranc federasyonu) Ilgilenenler icin, Macaristan aslinda satranc gelenegi oturmus, Peter Leko gibi dunya capinda oyunculari olan, Judit Polgar gibi (bunlar aslinda satrancci uc bayan kardes) dunyanin en iyi bayan satranccisini yetistirmis bir ulke. Bir zamanlarin unlu oyuncusu Adorjan Turkiye’ye gelip milli takimi calistirmisti (ben de araya kaynamistim)
Yolda yemek uzere kapali pazardan, ki burasi kocaman bir kapali alan icine kurulmus, bizim sokak pazarlarinin sabit ve buyugu, biraz elma ve kayisi aldım, son saatlerimde hostelde biraz takildim.
Tren kalkmadan once garda sokak satranccilarina biriki zimba daha atim. Az daha tren kaciyordu.
Budapeste ile ilgili eklemem gereken bir not da, sehirde surekli bir ambulans trafiginin olmasi. Sabahtan baslayarak aksama kadar ambulans sesleri hic eksik degil. Ilgisi var mi bilmem ama intihar orani cok yuksekmis.
Gece yolculugu iskence icinde gecti, 2. Sinif vagonlarda, aralarda aktarmali. Surekli aktarma var mi, nerede stresi altinda uyuyamadim (tabi vagonda ayakkabilarini cikarip kokmus coraplarini koltuga dayayan Amerika’li cipciktilarin da etkisi var, sayelerinde diger vagona gecip Utah’li Brannon ile arkadas olduk)
Krakow’a geldigimde bir iki saatlik uykuyla bitmistim. Trenden Polonya’li Tanya iyilik melegi cikti. Beni Hostel’e kadar birakti. Tabi mukafati: Nazar Boncugu…
Sehrin en guzel manzarasina sahip Ozgurluk Aniti’na tirmanmak zorlu fakar degiyor. Hemen yakininda super parklar ve Gellerthegy hamam kompleksi var. Bu taraf sehrin Buda kismi. Kuzeye dogru tum muzeleri, anitlari, alanlari ziyaret ederek (ve kaybolarak) gittim. Tam Buda Satosu ile Budapeste Tarih Muzesi arasinda Kemal Ataturk Park’ini kesfettim. Zaten Budapest’teliler Turk oldugumu duyunca "kardes" diyorlar. Helal olsun bosuna degilmis.
Muzeler kismina asansorle cikip, galerilerin birinin lobisinde yorgunluktan biraz uyukladim. Sonra Chain koprusunden karsiya gecip, islek caddelerde halka karistim.
Arada First Saturday denen eskiden beri duydugum, Turkiye’den bir kac oyuncunun da katildigi, her ayin ilk Cumartesi’leri duzenlenen uluslararasi satranc turnuvasi organizasyonun yerini buldum. Ayni bizdeki gibi bir apartimanin bilmem kacinci katinda, iceride kimsenin olmadigi bir daire (burasi ayni zamanda satranc federasyonu) Ilgilenenler icin, Macaristan aslinda satranc gelenegi oturmus, Peter Leko gibi dunya capinda oyunculari olan, Judit Polgar gibi (bunlar aslinda satrancci uc bayan kardes) dunyanin en iyi bayan satranccisini yetistirmis bir ulke. Bir zamanlarin unlu oyuncusu Adorjan Turkiye’ye gelip milli takimi calistirmisti (ben de araya kaynamistim)
Yolda yemek uzere kapali pazardan, ki burasi kocaman bir kapali alan icine kurulmus, bizim sokak pazarlarinin sabit ve buyugu, biraz elma ve kayisi aldım, son saatlerimde hostelde biraz takildim.
Tren kalkmadan once garda sokak satranccilarina biriki zimba daha atim. Az daha tren kaciyordu.
Budapeste ile ilgili eklemem gereken bir not da, sehirde surekli bir ambulans trafiginin olmasi. Sabahtan baslayarak aksama kadar ambulans sesleri hic eksik degil. Ilgisi var mi bilmem ama intihar orani cok yuksekmis.
Gece yolculugu iskence icinde gecti, 2. Sinif vagonlarda, aralarda aktarmali. Surekli aktarma var mi, nerede stresi altinda uyuyamadim (tabi vagonda ayakkabilarini cikarip kokmus coraplarini koltuga dayayan Amerika’li cipciktilarin da etkisi var, sayelerinde diger vagona gecip Utah’li Brannon ile arkadas olduk)
Krakow’a geldigimde bir iki saatlik uykuyla bitmistim. Trenden Polonya’li Tanya iyilik melegi cikti. Beni Hostel’e kadar birakti. Tabi mukafati: Nazar Boncugu…


