Budapeste 1. Gun

Trip Start Jun 03, 2009
1
29
38
Trip End Jul 2009


Loading Map
Map your own trip!
Map Options
Show trip route
Hide lines
shadow
Where I stayed
Barocco Hostel

Flag of Hungary  ,
Sunday, June 28, 2009

Budapeste, Viyana-Prag-Budapeste uclusu icerisinde bir turlu denk dusurup goremedigim tek sehirdi. Tumunu gorenlerin de yorumu aksi gibi en sevdiklerinin Budapeste oldugu yonundeydi. Meraktan catliyordum. Sonunda muradima erdim.

Bratislava'dan kisa bir yolculuk sonunda Budapeste'ye vardim. Hostel'i bulmadan once garda bir takim isleri onden halletme niyetindeyim. Oncelikle iki gun sonra Krakow'a nasil gidecegimi bulmak icin informationa ugradim. Iyi ki Krakow'da 30'una rezervasyon yapmamisim. Cunku 30'u trende gece yolculugu olacak. Interrail macerasi bitmeden araya bir de gece yolculugu ekliyoruz.

Sehir haritasini da edindikten sonra para olayini halletmeye karar verdim. Bratislava'daki duruma dusmek istemiyorum (Bratislava'da exchange ofise gidip "Bozdurmak istiyorum" diyorum, "Change to what?" sorusuna "Local currency..." cevabiyla gerizekali durumuna dusuyorum. Yerel para birimi Euro!"). Bilmeyenler icin Macaristan parasi:Forint (HUF)

Exchange office'in onunde bir Misir asilli sokak komisyoncusu beni kapti. Cebimbe Cesky Krumlov'dan kalmis olan Cek Koruna'larini adama kakaladim. Herkes mutlu.

Metro'ya gitmeden once garda bir kenarda tezgah acmis olan sokak satranccilarina gozum ilisti. Biraz seyrettikten sonra oynamak istedim. Once para konusunda anlasamadik. Bedava oynamak istedigimi sandilar. Neyse uzun kaprislerden sonra partisi 200 HUF'a biriyle kapistik. Ilk oyun rezalet. Yol yorgunlugu herhalde paralari kaptirdik. Arap ati sonradan acilir. Rovansi aldim. Daha sonra diger arkadasini da iki kere tokatladim. Budapeste ugurlu geldi. Simdiden kardayim, +400 HUF cepte (2 Euro bile etmiyor :))

Siki durun, simdi maceralarimi begenmeyenler icin ozel baski:

Minik Bir Ask Hkayesi:

Bolum I

Metrodayim. Sirtimda ve karnimda cantalarla gelecek treni bekliyorum. Bu sirada yolculugun basindan beri gordugum en guzel kiza gozum takiliyor. Kizi kisaca ozetlemek gerekirse Yuzuklerin Efendisi'ndeki Elf guzeli Arwen (Liv Tyler)'in macar versiyonu. Saclar bele kadar uzun, ten hafif yanik, gomlek onde gobek ustu dugumlenmis, ince kumastan uzun bir etek...

"Allah sahibine bagislasin" diye ic gecirirken, o da ne, kiz bana dogru geliyor. Sadece gelmekle kalmayip kollarini da ileri bana dogru uzatti. Galiba sarilacak. Uc gunluk tras olmamis, her tarafi cantalarla kapli, tam sokak dilencisi halimle dogrusu ben bile kendimden bir adim geride dururdum. Demek ki kiz ic guzelligimi gordu.

"Excuse me..." diye soze girdi. Allahim, hem de konusuyor. 

"Tehlike sinirinin otesinde duruyorsunuz. Bu yapilan anons sizin icin..." deyip beni kenardan iceri cekti.

"Thank you!"

Bolum II

Trendeyiz. Kiz allahtan bana sirtini donmus bir sekilde duruyor, boylece rezil olmamim utancini hic olmazsa yuzune karsi cekmiyorum.

Fakat sovalye ruhlu bir Turk genci olarak bir seyler yapmaliyim. Evet, kedi olali bir fare tutmak uzere yolculugun basindan beri moruk kadinlara ve Brezilya'li Rodrigez'e verdigim nazar boncuklarindan bir tane cikarip kiza hediye ediyorum!!!

"Thank you for saving my life!"

"Ohh, thank you!"

THE END

Nasil yani, The End? Eee, ne yapalim, inecegim duraga geldik!

Hostel'de rekor derecede kalabalik odada kaliyorum:12 kisi. Fakat balli miyim nedir, 11'i yine hatun. Hayir, hostelde baska erkekler de var ama kizlarla tek basina kalan bir tek benim. Acaba bu adamdan zarar gelmez diye bir kani mi var? Killanmaya basladim...

Gerekli bar ve pub adreslerini aldiktan sonra kendimi Budapeste yollarina vurdum. Yine dagi tasi fotograflayarak giderken buranin Istiklal caddesi Vaci Utca (Utca=cadde)'ya vardim. Yolculugun sonuna sonuna dogru bir iki alisveris yapsam fena olmayacak fikriyle kendime ve satrancci bir arkadasa minyatur satranc takimi aldim. Tabi bir de "Kucuk Prens"in Macarcasini.

Yoldan gecerkenki kokulara ve siparis vermis olan musterinin birinin masasindaki goruntuye dayanamayarak tas ustunde pisen Arjantik biftegi ismarladim. Eti sicak tas ustunde cevirip cevirip pisirerek yiyorsunuz. Super!

Daha sonra klasik, meydan, kopru, anit, bina, muze ne varsa arsinladik. Sehrin bir kuzeyine bir ortasina, bir batisina, bir orasina, bir burasina yurunmedik bir yer birakmadik.

Bu arada ozel tavsiye uzerine New York Cafe kesfedilip, gidildi. Tarihi bir otelin ozel restaurant cafesi. Viyana'da gordugumuz tarzda ici cok klasik dosenmis, her taraftan ihtisam akiyor. Buraya ozel olsun diye NewYork limonata ve NewYork cake siparis ettim. Viyana'da hayal kirikligi yaratan gelenek burada da bozulmadi, ne zaman buyuk umitlerle o yerin spesiyalini siparis etsem bir boka benzemiyor.

Hava karardiktan sonra barlar bolgesi ve biraz daha varosumsu bolgeleri dolasip hostele geri dondum.

Ben bu Budapeste'yi sevdim. Sehir guzellikte Prag'tan asagi kalmaz. Sadece Prag kadar derli toplu, maket gibi degil. Ama daha yasayan bir sehir. Viyana kadar da sanat bence hucrelerine islememis, ama tiyatroydu, muzeydi, galeriydi, konserdi, etkinlikti bakacak olursaniz hic de geri kalmiyor. Zaten bence Viyana ile bir sidik yaristirma soz konusu. Uc sehir arasinda tercih artik zevkinize kalmis. Benim siralamam Budapeste, Viyana, Prag seklinde.

Slideshow Report as Spam

Comments

kunterdogrusoz
kunterdogrusoz on

Offf ki ne offfsun be adam sen...
Git o trene tekrar bin ayný saatte ve o kýzý bul be Türk adam... Biletinin üzerine senin gittiðin yer yaz ve kýzdan okumasý için yardým iste... Off... Hadi... Konuþan Travel's Guide gibi oldun iyice.... Ýnsanlýk nerde kaldý? Rüyanda... Hayret biþi... The End deðil Happy End istiyo Türk halkýn... Hepiiiii...

_polaris_
_polaris_ on

:)
Canim arkadasim, benim de o uclu de en sevdigim sehir budapeste idi. aklim senin hamam sefanda kaldı; cünkü ben akil edip gitmemistim.Otelin dandik spasina girdim. Arjantin bifteginin artanini paket yaptırsaydın. Cok etkilendim o fotodan :)
Dön artik...

Add Comment

Use this image in your site

Copy and paste this html: